Beyoğlu Sineması ve Kedi Filmi

Bilindiği gibi 30 Haziran’da Beyoğlu Sineması kapanıyor; tıpkı Taksim’de çocukluğumuzdan hatta bizden büyüklerin ömürlerinin geçtiği mekanların birer birer kapandığı gibi. Kapanmadan önce de “Kedi” isimli, İstanbul’un simgelerinden birini ifade eden kedilerin yaşamlarını ve insanlar ile olan ilişkilerini konu alan belgesel tarzındaki filme Beyoğlu Sineması’nda gittim.

Buket Güreli ile sohbet ettiğimiz bir gün akşam arkadaşlarımla buluşup içmeye gidecektik. Lakin mekanların kapanmasından, Taksim’in yapısının bozulmasından yakınıyorduk. Eski tadı vermiyordu sanki buralar. Bu sebeple çoğu insan artık bu taraflara gelmez olmuştu. Her yerde yürüyen saçları yeni ekilmiş Araplar, dilenen çocuklar, alışveriş çılgınlığı, nargile kokuları, hiç bitmek bilmeyen yol çalışmaları, yoz kültürün mekanları. Sonra Buket; “Siz Taksim’den uzaklaştıkça buralar kötüleşmeye devam edecek. Burada bir kültür yatıyor; kendini yeniden yüze çıkaracaktır” demişti. Doğru bu sebeple hala gitmeye devam ediyorum.

Beyoğlu Sineması

Bu meselenin başları Türkiye’de gericiliğe, yıkıma, talana ve mevcut düzene karşı toplumsal bir kalkışmayı ifade eden Gezi Direnişi’nin öncesine dayanıyordu. O zamanlar Başbakan olan Erdoğan’ın sokaklardan geçtiği bir sırada protestoyla karşılaşmıştı. Protesto edenler ise Taksim’in, Cihangir’in sokaklarında oturan insanlardı. O günün hemen ardından Belediye hızla talimat verip önce tüm masaları sokaklardan kaldırdı. Bununla birlikte sigara denetimleri de ayyuka çıktı. Mekanlara giden insanlar yavaş yavaş azaldıkça mekanlar kapandı; kapanan mekanların yerine açılanlar ile  gelen insanların niteliği değişti. Tabi ki bunu bir “protestoya” bağlamak doğru olmaz. Aslında bunun en temelinde ideolojik bir fikir yatıyor. Kendi yaşam tarzı dışında başka bir yaşamı olanlara karşı tahammülsüzlük.

Bu sırada Beyoğlu Sineması’ndan bir duyuru geldi. Duyuruda “Bu koşullarda, 1989’dan beri Beyoğlu Sineması ile bir renk katma çabamızı sürdürmek imkansız hale geldi. 30 Haziran’da Beyoğlu Sineması kapanıyor. Kabullenmemizin mümkün olmadığı, tek renkliliğe gidişten kurtulmanın yolunu bulanlar da olacaktır, umarız.” Aslında 2013 yılında kapanmaya gidecek olan Beyoğlu Sineması, Başka Sinema’nın desteğiyle dört yıl dayanmıştı. Şimdilerde yine birilerinin destek olacağı söylentisi sağda solda dolaşıyor. Bu doğru mudur bilinmez, lakin doğru olsa bile bir şeyleri kalıcı olarak hayatta tutmaya yeter mi? orası biliniyor bence; yetmez. Çünkü biz orada değiliz.

Geçtiğim yazımda bizim koca yaşlı şişko olan Çılgın’ı anlatmış, kediyle birlikte yaşamanın güzellemesini yapmıştım. Tam bu zamanlarda Beyoğlu Sineması’nın önünden geçerken Kedi isimli filmi gördüm. Beyoğlu Sineması’na gitmeyeli çok uzun zaman olmamıştı ama bu sefer başka bir gidişti sanki. Belki bir daha açılmayacak olan bir mekana son gidişleri İstanbul’un simgelerinden biri olan kediler ile yapıyordum. Girdik, çayımızı aldık ve filmi beklemeye başladık. Yaklaşık 20 kişi izledik.

Aslan Parçası

Şimdi filme dönersek dönersek aslında belgesel 2016 yapımlı ve Ceyda Torun imzalı. Film İstanbul’un çok eski sakinleri olan kedileri ve onlarla birlikte yaşayan insanları konu alıyor. İstanbul’un farklı semtlerinde, farklı insanlarla birlikte yaşayan kedilerin her birinin farklı kişiliklerine işaret ediyor.

Yemek sorunu olmamasına rağmen bir sorumluluk edasıyla fare avlayan, minicik yavruları için bir miskinden aslana dönüşen; kıskançlık ile eşiyle kavga eden ya da “emektar bir balıkçıya” dönüşen; mahallenin en önemli bireylerinden biri olan kedileri ve onların insanların yaşamını nasıl değiştirdiklerini şu sıralar Beyoğlu Sineması’nda izleyebilirsiniz.

Yazının sonunu ise bir dilek ile getirelim; umarım bir şekilde Beyoğlu Sineması yeniden ayakta kalmayı başarabilir.