Çılgın ile tanışmış mıydınız?

Geçtiğimiz gün çalışma arkadaşlarımla sohbet ederken konu kediye, köpeğe geldi. Ben de bizim Çılgın’dan gurur duyuyorum tabi. Hemen söyleyiverdim; “Benim de kedim var!” sonra resmini gösterdim falan derken kaç yaşında olduğu sorulduğunda “16” dedim. Ve o anda Çılgın ile 16 yıllık bir arkadaşlığımız olduğunu farkettim. Bu sebeple de bu yazıyı yazmak istedim. Sizi şimdi Çılgın ile tanıştıracağım…

Bir arkadaşım köpek besliyordu fakat pek kedilerle ilgisinin olmadığı belliydi. Normaldir, kedilere karşı toplumsal olarak bilinçaltımıza işlemiş sözde “nankör” olduğuna dair bir kavram yatıyor. Bütün hayvanlarda ve özellikle düşünen hayvanlarda var olan nankörlük gibi kedilerde de biraz var. Fakat kedilerin sizinle kurduğu özel bir duygusal bağ var. Sanki sessiz bir ırmak gibi sen onunla yaşamaya devam ederken o akıllıca, sabırla seni gözlemliyor; kötü gün dostu gibi o anda yanında oluyor. Şimdi abartıyor diye düşünebilirsiniz lakin gene aynı şeyi söyleyeceğim; kediyle yaşayan bilir.

Çılgın ise ilk tanışan ben olmama rağmen kurtarıcısı kuzenim Gizem’dir. Florya’da Çirozda, Eski-Yeni, Dinlenmeler ve benim kendimi ilk defa tanımaya başladığım Güneş Moteller de annesi ya ölmü ya da terk etmiş olarak gözleri kapalı bir şekilde sokakta duruyordu. Bir süre çocukların elinde gezmesinin ardından bizim Gizem’e ulaştı. O da eve getirip birkaç gün koynunda, yatağın altında adım adım canlandırdı. Bir süre sonra minik miyavlamalar (miyavlama değil aslında bizimki yapamıyor öyle şeyleri), hareketlenmeler derken Babannem bir misafirimiz olduğunu farketti. Zalim halam bu ufak misafirimize ilk başta karşı çıksa(şimdi birlikte uyuyorlar, tipik bir kedi düşmanıydı) da Babannem’in ağırlığı ve bizim isteğimiz birleşince ailemize yeni bir birey katılmış oldu.

Uzunca bir süre Çılgın burada yaşadı, çocukluğunu ve gençliğinin bir bölümünü geçirdi. İnanılmaz hareketli bir kediydi. Ağaçlara durmadan tırmanır, sürekli koşardı. Bu sebeple ona isim vermemiz zor olmadı: Çılgın.

Bir süre sonra çeşitli sebeplerle moteller yıkıldı ve biz tüm zamanımızı Bakırköy’de geçirmeye başladık. Nitekim gene bizimki şanslıydı çünkü önde bir bahçemiz vardı. Çılgın hiçbir zaman cinsel bir birliktelik maalesef yaşamadı çünkü kısırlaştırıldı. Bu konuda bir şey diyemeyeceğim fakat bizim Çılgın’ın toplamda iki arkadaşlığı ya da sevgilisi oldu diyebiliriz. Bunların birinin sağ gözü kördü, diğeri ise topaldı. Bizim kız zalimlerin düşmanı, mazlumların dostudur.

Daha sonra ise hiç arkadaşı olmadı. Her zaman tıslamayı iyi beceren ama kavga etme konusunda ev kedisi olmanın getirdiği bir zayıflığı vardı. Bizim yanımızda birer pehlivana dönüşüyordu.

Yalnız tipik kedi özellikleri de yok değildi. Coşkun amcamla ayrı bir bağı vardı mesela, gidip sokaktan bulduğu bütün fareleri eve getirir, Coşkun’a gösterir, bir süre sonra sıkılır ve fareyi evin tam ortasında bırakırdı! Evet bunu her yaptığında evdeki herkes bir tarafa kaçışır ve fareyi yakalama telaşı başlardı. Şimdi koca göbeğiyle şişman bir kedi olduğu için böyle özelliklerin defterini kapattı. Ama hala çok sağlıklı, hareketli bir kedi.

Her kedi gibi kendisi salam hastası değil, salama tapıyor. Neredeyse bir köpeğe yaptırabileceğiniz her şeyi salam kullanarak bizimkine yaptırabilirsiniz. Yalnız salamın çeşitli zararları var kedilere; iç organlarına zarar vermek gibi. Bu sebeple oldukça az verin. Mümkünse hiç vermeyin diyemeyeceğim bizler de sağlıksız şeyler tüketiyoruz. Sağlıksız şeyler de çok lezzetli ne yapalım yani? Bir de Nejat amcam var, Londra’da yaşıyor yazları da yaklaşık üç ay Türkiye’de kalıyor. Çılgın onun gelişini dört gözle bekliyor çünkü kendisi “ödül mamalarıyla” geliyor.

İnsanlar gibi her kedinin kendine has kişisel özellikleri var. Çılgın’da kendine özgü bir kedi. Bu anlamda örneğin evde birinin bağırmasından çok etkileniyor. Başlıyor yanına gelip seni yalamaya ve miyavlamaya. Diğer taraftan ise örneğin hasta olduğunuzda gelip sizinle uyuyor, göğsünüzden kalkmıyor. vb. Bu arada evde ıslık çalmaya ve şarkı söylemeye hasretiz. Islık çaldığımızda çılgınlar gibi sizi takip ediyor, şarkı da söylediğinizde de benzer durum. İstenmiyor yapılsın.

Şimdi Çılgın 16 yaşında yoluna devam ediyor. Sağdan soldan kediler ölmeden önce evden kaçarlar haberini aldıktan sonra dışarı çıkması konusunda çok dikkatliyiz. Geçenlerde yan sitenin içinde bulduk mesela, 40’ından sonra takılanlar gibi evin 10 metre ötesine geçmezken şimdilerde sokaklardan topluyoruz keratayı.

Tabi onu kaybetmekten korkuyoruz. Canım benim.

Bu arada yeni kedi besleyecek olanlara birkaç öneri vereyim;

1- Kediyi kuma alıştırmak için dışarıdan toprağı alıp tuvaletine koyabilirsiniz. Bir kaç gün tekrarlayın kendisi alışacaktır.

2- Yemek masasıyla her ilgi kurduğunda mutlaka ekmek koklatın. İki kere tekrarladıktan sonra bir süre sonra gidecektir. Kendisi yediğinizin ne olup olmadığını merak ediyor. Tabi bazen çok keskin konusu şeyler varsa, yemez bu numarayı.

3- Bahçeniz yoksa, dışarı çıkamıyorsa bile mutlaka sokağı seyredecek özel bir alan yapın. Korunmalı olduğuna özen gösterin, yıllarca balkondan camı izleyip düşüp sakat kalan kediler var.

4- Kedinizi yıkamayın. Kendi kendisini temizler. Örneğin bizim salak gibi hayatında birkez tencereye düşerse falan yıkarsanız da gidip kendi şampuanınız ile yapmayın bunu, tüyleri dökülebilir.

5- Her gün tırnaklarını açmak için mobilyalarınızı kullanabilir. Kimilerinin perdelerine de dalıyorlarmış. Bu yüzden tırmalamak için birşeyler alın ve alıştırın.

6- Aşıları konusunda çok sokağa çıkan bir kedi olmasına rağmen az aşı yaptırdık. Hele evde yaşayan bir kediyse bence aşı falan yaptırmayın. Bu benim kişisel görüşüm tabi, bizim kedi üzerinden söylüyorum.

7- Ev yemekleri yedirmeyin, ev yemeklerinde tuz-şeker oranı insan bedenine göre, kediler aynı durumda değil. Islak mamayı az yedirin, kuru mama iyidir. Hele hem yemek hem de kuru mama yerse tüylerinde dökülme yapar, kel bırakırsınız yavrucağı.